UzmanRaporu
"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir." “Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim bugün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım.”
.....Mustafa Kemal Atatürk.....

Yanlış yaptım, oluşturdum ve kayıt ettim.


Sen, şimdi onbinlerce vuruşumla sesini duyduğum, zaman içinde yumuşaklaşan ve kaygan olan. Dilimin ucundaki harfler, bir başka yerdeki silgim. Aynı anda iki kere dokunamadığım.

Yıllar önceydi, tek parmaklı duygular zamanımız. Sen şimdi değilsin belki ama başkaların var görüyorum seni de onlarda. Pek bir çekingendim sana ve başkalarına. Sen olamaz isen sınıfta kalacağım bu gerçeği ilişkimiz açısından iyi irdelemek gerekli. Başkaları için hiçbir anlamı olmayan bilir bunun. Anlamsızlaşan topluluklar ve onların federasyonları, ardından devasa konfederasyon. Birbiri ardına dizdiğim konfederasyonlarda dosyalar tek bir kütüphanede. İsim içinde isim, şehir ve isim.

Rüzgarın sesi, uğultu ve çığlık. Nefreti ve sevgisi, hem seninle olmak ister ve de senden güçlü.

Alacaklı ve borçlunun aynı yerde bulunduğunda sana açtığım davam. Hangi mahkeme yetkili, hangisine görevsizlik kararı vermek gerekir. Yaz kızımlar ve çıkan yazılar arasındaki ilişki. İddianamemsin.

İdeolojik sapkınlığım, aşırı oluşumun mazlumluğu, öldürdüğüm insanlar ve gözleri ve görüyor olabilmem seni, senin için yalnızlığı seçenlerin yanında yalnızlığımı sarmak sana.

Üşüyorum, yakamı kapatıyorsun ben sana bakıyorum, belki ısıtacaksın beni belki sarılacağız birbirimize, bakıyorum sana süzüyorum seni baştan aşağı yalnızım senin yanında.
Read On 0 yorum

A.M.Y.O İntersteno 2008 yarışma günü. (video)

Bugün A.Ü.H.F. Adalet Meslek Yüksek Okulu 2008 İntersteno(Uluslararası Bilgi İşlem Federasyo)nu kapsamında yarışmaya katıldı. Ben de yarışmacılar arasında vardım. Beraber toplandık sohbet, yemek... Ha gayret bir yarışma bir de video.



Read On 0 yorum

Anı: Önce Emniyet Sonra Hareket

Karnemi almıştım, önce annemin işyerine sonra da beraber evimize gelmiştik. Her yılsonu tatili gibi bu tatilde benim açımdan herhangi bir değişiklik olacağını sanmıyordum. Birkaç hafta sonra babam tatil için Antalya’ya gideceğimizi söyledi. Hem benim için hem de ailecek bu bir ilk olacaktı. Ne bilebilirdim sonunda böyle olacağını. Güzel güzel gidip gelecektik. Gittik ama gelirken pek güzel olmadı.

Yol rotamız İzmir. Tanımam İzmir’i, Antalya’yı o zamanlar, küçük bir çocuğum daha. Hazırlıklardan, alışverişten bir şeye seviniyorum ama ben de ne olduğunu tam olarak kendime soramam. Kolluklar alınıyor, simit, gözlük. İlk defa sahip olduğum o cıv cıv renkli şeyler. Uzun bir yol çekecekmişiz. Kuruluyoruz kardeşimle arka koltuğa. Saatler yolla birlikte geçiyor ama biz gittikçe iklim de değişiyor. Köyümüzden başka hiç şehir dışına çıkmadık. O yüzden biraz kayboluyoruz yollarda. Ankara’dan sabah çıktıktan sonra akşam bir benzinlikte duruyoruz. Bu İç Anadolu’nun kurak havası orada nemli ve sıcak oluyor. Kot pantolonlar, uzun kollu elbiseler terden üstümüze yapışmış. Şahsen çıkarmakta zorlandım, debelendim ama oldu. Sabah kolları açık elbise ve kısa giyeceklerle yeniden yola koyulduk. Eh şimdi havaya daha uygun giyindik. Hem iklime hem de ortama. Çünkü öyle uzun kollularla ortaya çıksaydık. Ankara’da baldırı çıplak dolaşmak gibi olacaktı.

İlk kez gördüğüm denize koşuyorum. Hiç öyle çok suya koşa koşa girmedim, biraz dengem bozuluyor bu fırsatla atıyorum kendimi denize. Ne acayip bir şeymiş bu koskoca deniz. Bir yeri sıcak oluyor bir yeri soğuk. Yunusa biniyoruz, arkasında atlama yeri var, benden büyük ağabeyler, ablalar atıyor kendini cumburlop suya. Ben yüzme bilmediğim için sadece baka kalıyorum oturduğum yerde. Tekneler, jetsikiler, uzaklarda küçük yelkenli yüzerlerden bile vardı.

Birkaç haftamız böyle farklı ve neşeli, bol güneş altında, daha önce hiç yapmadığım, görmediğim birçoklarıyla geçti. Artık eve döneceğiz ben biraz daha kalalım diyorum ancak dinleyen kim, giriyoruz işte! E bari giderken de şöyle güzergâh üzerindeki şehirleri geze geze gidelim demişler. Yolu uzattık devam ettik Ankara’ya. Ben, kardeşim arka koltukta uyuyoruz. Kalktım hala yoldaydık. İki elimi öndeki iki koltuğun üzerine koymuş ön pencereden yolu seyrediyordum. Bir çeşme gördüm, masalar da vardı. Biraz dinlenmek ve yemek yemek için bundan güzel yer yoktu ancak bir başka şey daha vardı. Bir başka masada içki içen bir grup vardı. Babam da bundan rahatsız olduğundan fikrinden değiştirdi ve yola dönmeye karar verdi ki… Ben yeni uyanıyordum. Üzerimde kardeşim vardı, ona da uyanması için dürtüklüyordum. Zar zor kalktım. Arabanın ortasında iki elim iki koltukta ileriye bakıyorum ama ne babam ne de annem sorularıma cevap vermiyor. Araba durmuştu. “Anne, baba ne oldu?” Kaza yapmıştık. Çünkü arabanın sol tarafı hasarlıydı. Şoktaydılar. Babamın tarafındaki kapıyı o çeşme de içki içen adamlardan biri açtı. Sonra hepimiz indir. Çok ileride bir petrol tankeri durdu, şoförü indi ve bize doğru gelmeye başladı.

Biz çeşmede durmaktan vazgeçip yola doğru yönelince arkadan gelen kamyon bize çarpmış, babamda frene basınca asfalttaki sol iki teker ve taşlı taraftaki sağ tekerler arabayı savurmuş ve kendi etrafımızda birkaç tur atmıştık. Babamın ilk işi amcamları aramak oldu. Otomotiv sanayinde kaportacı ve boyacı iki amcam var. Akşama kadar Ankara’dan gelen çekiciyi bekledik. En komik tarafı da şu oldu. Girmeye çekindiğimiz çeşmede oturmuş dinleniyor ve yemek yiyorduk.

Trafik işlemlerini tamamladık hemen sonra oradaki gardan otobüse bindik evimizin yolunu tuttuk.

Read On 0 yorum

Aktaş hakkında ne biliyorsunuz?

Yozgatın merkeze bağlı bir köyü olan Aktaş ismini köyde bulunan beyaz bir taştan almış. Eski zamanlarında bağcılık, arıcılık ve hayvancılığın büyük ölçüde uygulandığı köy şimdiler de sadece tarımla geçimini sordürmektedir. Eskilerden kalan bağlar iki üç salkım üzüm versede zamandan getirdiği tadını hala yitirmemiş. Köylüler ufakda olsa arıcılığı köyde denemektedirler. Eskilerine yetmiş olan arcılık şimdiler de onlara çok çok yetecektir. Çünkü köy nüfusu zaman, kentsel gelişim, ekonomik yetersizlikler nedeniyle çok azalmıştır. Kışın neredeyse bir kaç ev kalan köyde yazın şehirden gelenler bu mevsimin tadını çıkartmaktadırlar.

Read On 0 yorum

Sorun ne olursa olsun üzülmek boştur, çünkü artık giden gitmiştir... (video)

10. Sinif

Ingilizce dersinde yanimda bir kiz oturuyordu onun icin 'benim en iyi arkadasim' diyordum... ama ben onun ipek gibi saclarina bakip onun benim olmasini istiyordum... Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalkti ve gecen gun sinifta olmadigi icin o gunun notlarini istedi ona notlari verirken bana tesekkur etti ve yanagimdan öptu. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu cok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama cok utaniyordum...

11. Sinif
Telefonum caldi, arayan oydu ve agliyordu bana askin nasil kalbini kirdigini anlatti, beni evine cagirdi, yalniz kalmak istemedigini söyledi, bende tabiki gittim, koltuga, onun yanina oturdum, guzel gözlerine bakmaya basladim ve onun benim olmasini diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi basladi ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her sey icin tesekkur etti ve yanagimdan öptu. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu cok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama cok utaniyordum...

Son Sinif
Mezuniyet balosundan bir gun önce yanima geldi ve "ciktigim cocuk hasta ve partiye gelemeyecek" dedi, benimde ciktigim biri yoktu ve 7. sinifta birbirimize söz vermistik eger ciktigimiz biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, "en iyi arkadas" olarak. Ve partiye birlikte gittik, o aksam cok guzeldi, her sey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapisinin önune kadar biraktim, kapinin önunde ona baktim o da bana o guzel gözleriyle gulumseyerek bakti. Onun benim olmasini istiyordum... Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum, bana "hayatimin en guzel zamanini gecirdigini" söyledi ve yanagimdan öptu. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu cok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama cok utaniyordum...


Gunler, haftalar, aylar gecti ve mezuniyet gunu geldi catti...
Surekli onu izledim onun mukemmel vucudunu seyrettim. Diplomasini almak icin sahneye cikarken sanki havada suzulen bir melek gibiydi. Onun benim olmasini istiyordum... Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanima geldi ve aglayarak bana sarildi sonra basini omzuma koydu ve "sen benim en iyi arkadasimsin, tesekkurler" deyip yanagimdan öptu. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu cok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama cok utaniyordum...

Aradan yillar gecti...
Bir kilisedeyim ve o kizin nikahini izliyorum... evet artik evleniyordu, onun "evet, kabul ediyorum" demesini, yeni hayatina girmesini izledim, baska bir adamla evli olarak. Onun benim olmasini istiyordum... Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum. Yeni hayatina girmeden önce yanima geldi ve "nikahima geldin tesekkurler" deyip yanagimdan öptu. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu cok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama cok utaniyordum...Yillar cok cabuk gecti...
su an benim bir zamanlar en iyi arkadasim olan kizin tabutuna bakiyorum, esyalari toplanirken lise yillarinda yazdigi gunlugu ortaya cikti... Hemen gunlugunu aldim ve gunlukte okudugum satirlar söyleydi...


"Onun gözlerine bakarak onun benim olmasini diledim... Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu cok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama cok utaniyordum... Keske bana beni bir kez sevdigini söyleseydi..."

Sorun ne olursa olsun üzülmek boştur, çünkü artık giden gitmiştir...
SORUN NE OLURSA OLSUN ÜZÜLMEK BOŞTUR ÇÜNKÜ ARTIK GİDEN GİTMİŞTİR...

Read On 0 yorum